Yıldırım Koç: "İnsanlar daima güçlerine uyan bir ücret alırlar. Bugün memurlarımızın gücüne uyan ücret de, hükümetin tek taraflı takdir edeceği ücret olacak."
Sendikacılık uzmanı Yıldırım Koç'un toplu görüşme sürecinde kamu çalışanları ve kamu sendikacılığı hakkında dikkat çekici tespitler yaptığı yazısını bilginize sunuyoruz.
Kamu çalışanlarının pazarlıkgücü nedir?
Kamu çalışanları sendikaları 15 Ağustos 2009 tarihinden beri Kamu
İşveren Kurulu ile toplu görüşme yapıyor. Bu konuda bazı noktaları
hatırlamakta yarar var.
Devlet Personel Başkanlığı’na göre 2008 yılı sonunda Türkiye’de genel
ve özel bütçeli kurumlar ile sosyal güvenlik kurumlarında 1 milyon 716
bin memur, 129 bin sözleşmeli personel vardı. Kamu iktisadi
teşebbüslerinde ise 7 bin memur ve 83 bin sözleşmeli personel istihdam
ediliyordu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre ise,
yerel yönetimlerde çalışan memur sayısı da 92 bindi.
Kamu çalışanları sendikaları 15 Ağustos 2009 tarihinden beri Kamu
İşveren Kurulu ile toplu görüşme yapıyor. Bu konuda bazı noktaları
hatırlamakta yarar var.
Devlet Personel Başkanlığı’na göre 2008 yılı sonunda Türkiye’de genel
ve özel bütçeli kurumlar ile sosyal güvenlik kurumlarında 1 milyon 716
bin memur, 129 bin sözleşmeli personel vardı. Kamu iktisadi
teşebbüslerinde ise 7 bin memur ve 83 bin sözleşmeli personel istihdam
ediliyordu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre ise,
yerel yönetimlerde çalışan memur sayısı da 92 bindi.
SENDİKALI MEMUR İŞÇİDEN FAZLA AMA…
Kamu çalışanları 11 hizmet kolunda örgütleniyor. Her hizmet kolunda
yetkili bir sendika var. Bu yıl, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalar
(1) büro, bankacılık, sigortacılık, (2) eğitim, öğretim ve bilim
hizmetleri, (3) basın, yayın ve iletişim, (4) bayındırlık, inşaat ve
köy hizmetleri, (5) ulaştırma ve (6) enerji, sanayi ve madencilik
hizmet kollarında yetkili. Memur-Sen’e bağlı sendikalar (1) sağlık ve
sosyal hizmetler, (2) yerel yönetim hizmetleri, (3) tarım ve ormancılık
ve (4) diyanet ve vakıf hizmetlerinde yetkili. KESK’e bağlı Kültür
Sanat-Sen ise kültür ve sanat hizmetlerinde yetki alabildi.
2002 yılında KESK’e bağlı sendikalar (1) eğitim, öğretim ve bilim
hizmetleri, (2) yerel yönetim hizmetleri ve (3) kültür ve sanat
hizmetlerinde yetkiliydi. Memur-Sen’in yetkili olduğu tek alan, diyanet
ve vakıf hizmetleriydi. Türkiye Kamu-Sen ise geride kalan 7 hizmet
kolunda yetki almıştı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, 2009 yılı
ortalarında toplam sendikalı memur ve sözleşmeli personel sayısı 1
milyon 17 bindi. Diğer bir deyişle, günümüzde sendikalı memur ve
sözleşmeli personel sayısı, işçi sendikalarının gerçek üye sayısının
epey üstüne çıkmış durumda. İşçi sendikalarının gerçek üye sayıları
saptanacak olursa, bu zayıflık açığa çıkacak. AKP de iktidarda kalırsa,
örneğin önümüzdeki yıllarda, Uluslararası Çalışma Konferanslarında
“işçi delege” artık Türk-İş’ten değil, büyük olasılıkla Memur-Sen’den
gidecek. Diğer bir nokta, memurların sendikalaşma konusunda tam bir iş
güvencesine sahip olmalarına karşın, sendikalaşma oranının yarıyı ancak
geçebilmesi.
“TOPLU GÖRÜŞME” Mİ, “TOPLU SÖZLEŞME” Mİ?
Hükümet memura ne kadar zam yapacak? Bu toplu görüşmelerden bir sonuç
alınması mümkün mü?
Ne kadar zam alınacağını, yapılan işin “toplu görüşme” mi, “toplu
sözleşme” mi olduğu değil, başka etmenler belirler. Bu nedenle, asıl
noktayı gözden kaçırıp, biçimle uğraşmak bazen anlamsızlaşıyor.
Memur aylıklarının ne kadar olacağını belirleyen üç ana unsur vardır:
(1) Tarafların karşılıklı güçleri; (2) Hükümetin elindeki kaynak;(3) Devletin ve hükümetin tehdit algılaması.
Karşılıklı güç de çeşitli alt başlıklarda incelenebilir. Memur
kitlesinin örgütlülük düzeyi ne durumdadır; örgütlü memurun bilinci
nasıldır; eylem alışkanlığı, yeteneği ve yapabileceği eylemin etkisi
nedir; sendikal hareket birlik içinde midir; toplumun diğer
kesimleriyle ne gibi ittifaklar kurulmuştur?
Gücün ikinci unsuru, siyasidir. Memur kitlesi siyasal alandaki gücünü
kendi çıkarları için kullanacak bilince ve kararlılığa sahip midir;
yoksa siyasal iktidara hoş görünüp terfi etme çabası mı ağır
basmaktadır.
Gücün çok etkili olmayan diğer bir boyutu ise, tüketici olarak etkidir.
Hükümet ve devlet kendi içinde bütünlük sağlayabilmişse güçlüdür;
hükümetle devlet arasında sorunlar varsa, hükümet koalisyonsa,
çelişkiler memur kitlesine yarar.
Hükümetin elindeki kaynak bazı dönemlerde büyür, bazı dönemlerde
azalır. Ekonomik büyüme dönemlerinde, sermayenin çıkarlarına dokunmadan
zam verebilmek kolaydır. Kriz dönemlerinde aktarılan kaynak
azaltılabilir bile.
Hükümet ve devlet bazı gelişmelerden çekiniyorsa ve bu süreçte bir de
memurlarla uğraşmak istemiyorsa durum farklıdır; hükümetin ve devletin
çekindiği bir başka tehdit yoksa durum farklı olur.
İşin özü buradadır.
Eğer memur kitlesi, yukarıdaki ölçütler dikkate alındığında, güçlüyse,
ilişkinin adı ister “toplu görüşme,” ister “toplu sözleşme” olsun,
sonuç alınır. İster yasalar grevi yasaklasın, ister serbest bırakılsın,
grev de yapılır.
MEMURUN ÜCRETİ GÜCÜNE GÖRE
Mevcut koşullar kamu çalışanlarının fazla bir gücü olmadığını
gösteriyor. İş güvencelerine rağmen herkesi sendika üyesi yapamamışlar;
kendi aralarında bölünmüşler; kitlesel eylemler yapamıyorlar, eylemler
sembolik ve “medyatik” oluyor, hükümeti etkilemiyor; siyasal güçleri
son derece sınırlı; en fazla memuru temsil eden Memur-Sen, hükümetin
hemen hemen tüm politikalarını onaylıyor ve seçimlerde destekliyor;
ekonomik kriz yaşanıyor; emperyalizmin talimatı memurlara az zam
verilmesi, v.b. Bu listeyi uzatmak mümkün.
Söylemesi acıdır; ama söylenen doğrudur. İnsanlar daima güçlerine uyan
bir ücret alırlar. Bugün memurlarımızın gücüne uyan ücret de, hükümetin
tek taraflı takdir edeceği ücret olacak. Yapılan toplantıların adı
toplu görüşme de olsa durum bu, toplu pazarlık olsa da.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





















