Genel grev geliyor mu?
Yazarlar
Altı konfederasyon başkanının 26 Ocak 2010 günü yaptıkları toplantı
sonrasında, Tekel işçilerinin sorunlarının çözüme kavuşturulmaması
durumunda 3 Şubat 2010 Çarşamba günü, 1 günlük dayanışma grevi
yapılacağı açıklandı. Bu yazı yayımlandığında, konu açıklık kazanmış
olacak.
İlk dileğimiz, bu görüşme sonrasında Tekel işçilerinin bir
başka kamu kurumuna, haklarında bir kayıp yaşamadan, geçirilmeleridir.
Bu ilk dileğin gerçekleşmemesi durumunda ikinci dileğimiz, gösterilecek
tepkinin başarılı olması, ses getirmesi, sonuç almasıdır.
Tekel işçilerinin mücadelesi; Türkiye işçi sınıfının haklarının
savunulması, Türkiye’nin savunulması mücadelesidir. Bu nedenle, bir
günlük dayanışma grevine başvurulması zorunlu olursa, bu eyleme
katılmak bütün sendikaların, bu eylemi desteklemek tüm işçilerin,
memurların, emeklilerin, işsizlerin, tüm emekçi sınıf ve tabakaların,
tüm vatanseverlerin görevidir.
ENERJİ, BANKACILIK, HABERLEŞME…
Bir günlük dayanışma grevinin başarısının önkoşulu, öncelikle enerji,
bankacılık ve haberleşme işkollarında çalışan işçi, memur ve sözleşmeli
personelin bu eylemi desteklemesidir. Enerjinin kesilmesi tüm üretim
sistemini durdurur. Bankacılık sektörü, kapitalizmin sinir
merkezleridir. Haberleşme de sistemin hareketini sağlar. 16 Haziran
1975 tarihinde Türk-İş İzmir’de sınırlı bir enerji kesintisi
gerçekleştirmişti. Etkileri büyüktü. Son yıllarda yapılan genel
eylemlerin hiçbirinde, özellikle kısa süreli genel eylemlerde birinci
derecede önemli olan bu üç işkolu mücadeleye katılmadı.
ULAŞIM
Genel eylemlerde ikinci sırayı belediye otobüsleri, banliyö trenleri ve
metrolar, uçaklar, şehiriçi deniz taşımacılığı, limanlar, eğitim ve
sağlık, demiryolları, şehirlerarası kara taşımacılığı alır. Birçok
kişi, genel eylem sabahı öncelikle belediye otobüslerini kontrol eder.
Belediye otobüsleri çalışıyorsa, genel eyleme ilişkin ilk izlenimi,
“eylem tutmadı”dır. Uçaklar uçuyorsa, vapurlar çalışıyorsa, banliyö
trenleri yolcu taşıyorsa, tüm yaşamı durdurabilecek ikinci derecede
önemli etkinlikler sürüyor demektir. Kış aylarında karayollarında kar
ve buz mücadelesi nedeniyle, Karayolları Genel Müdürlüğü de bu ikinci
grup işyerlerine katılabilir.
Genel eylemlerde birinci ve ikinci önemdeki faaliyetler sürdüğü sürece,
bir demir-çelik fabrikasında, bir çimento fabrikasında, hatta bir
fırında “hayatın durması”nın, sistemin etkilenmesi açısından fazla bir
önemi yoktur. İşçinin emeğinin maddi bir ürüne dönüştüğü bu
işyerlerinde değer yaratma süreci aksar. Ancak belirli işyerinde değer
yaratma sürecinin bir günlüğüne aksaması, ağırlıkla siyasal alana
kaymış sorunların çözümü açısından belirleyici bir öneme sahip
değildir.
HUKUKİ DURUM
Genel grev, Anayasamızın 54. maddesinde açıkça yasaklanmıştır. Ayrıca,
2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası’nda ve 657 sayılı
Devlet Memurları Yasası’nda bu nitelikteki eylemler yasak kabul
edilmiştir. Hukuki durum nedir?
Genel eylem bugün ülkemizde haklıdır, meşrudur ve yasaldır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesinde yapılan değişiklik
sonrasında, Türkiye tarafından onaylanmış uluslararası sözleşmeler
doğrudan uygulanırlık kazanmıştır. Buna göre, bu sözleşmelerle çelişen
iç mevzuat hükümleri “zımnen mülga” sayılacaktır. Yargıçlarımızın
görevi, yasak getiren iç mevzuat hükümlerini “yok” sayarak,
uluslararası sözleşmenin hükümlerini doğrudan uygulamaktır. Yapılan
değişiklik sonrasında Anayasanın emredici hükmü budur.
Türkiye, 87 sayılı ILO Sözleşmesi’ni onaylamıştır. Bu sözleşme, böylece, doğrudan uygulanırlık kazanmıştır.
87 sayılı ILO Sözleşmesi’nin yorumu konusunda en yetkili organ, ILO
Yönetim Kurulu’dur. ILO Yönetim Kurulu, kendi içinden üç işçi, üç
işveren ve üç hükümet temsilcisinden oluşturduğu Örgütlenme Özgürlüğü
Komitesi’nin oybirliğiyle aldığı kararları kendisi de oybirliğiyle
onaylayarak kendi resmi gazetesinde yayımlamaktadır. ILO Yönetim Kurulu
kararı niteliği kazanan bu değerlendirmeler, 87 sayılı ILO
Sözleşmesi’ni onaylayan ülkeler için bağlayıcıdır.
ILO Yönetim Kurulu’nun oybirliğiyle onayladığı Komite kararları geniş
bir grev hakkını kabul etmektedir. Özellikle genel grev konusunda
aşağıdaki kararlar son derece açıktır. Buna göre, yürürlükteki
yasalarımız hangi yasaklamayı veya kısıtlamayı getirirse getirsin,
Anayasamızın 90. maddesindeki hüküm nedeniyle, aşağıdaki kararlar
geçerli olacaktır. (1)
“Genel greve ilişkin olarak, Komite, grev eyleminin işçi örgütlerinin
kullanabileceği eylem araçlarından biri olması gerektiği görüşündedir.
Asgari ücretin artırılmasını, yürürlükteki toplu iş sözleşmelerine
saygı gösterilmesini ve (fiyatları ve işsizliği azaltmak için) ekonomik
politikada bir değişiklik yapılmasını amaçlayan 24-saatlik bir genel
grev meşrudur ve sendika örgütlerinin normal faaliyet alanı içindedir.”
“Hükümetin ekonomik politikasının toplumsal ve emeğe ilişkin
sonuçlarına karşı protesto amaçlı ulusal düzeyde bir grevin
yasadışılığının ileri sürülmesi ve bu grevin yasaklanması, örgütlenme
özgürlüğünün ciddi bir ihlalini oluşturmaktadır.”
Dileğimiz, Tekel işçilerinin sorunlarına görüşmeler yoluyla çözüm
bulunmasıdır. Ancak görüşmelerden bir sonuç alınamaması durumunda
uygulanması gereken bir günlük dayanışma grevi, haklıdır, meşrudur ve
yasaldır.
(1) ILO, Freedom of Association, Digest of Decisions and Principles of the Freedom of Association Committee of the Governing Body of the ILO (Fourth – revised edition), Cenevre, 1996.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

















